Kasaba Medya
Kasaba Medya
  • Turgutlu’da Açılan “Çiftçi Tarla Okulu” İlk Eğitimi Tamamlandı
    Turgutlu’da Açılan “Çiftçi Tarla Okulu” İlk Eğitimi Tamamlandı
  • 3 ayda 3 yakınını kaybeden kadının dramı yürekleri sızlattı
    3 ayda 3 yakınını kaybeden kadının dramı yürekleri sızlattı
  • Sokak ortasında silahla vuruldu: 1 yaralı
    Sokak ortasında silahla vuruldu: 1 yaralı
  • Sen Evde Kal Kitap Sana Gelsin” Projesinde Üç Bin Kitap Dağıtıldı
    Sen Evde Kal Kitap Sana Gelsin” Projesinde Üç Bin Kitap Dağıtıldı
  • Hafta Sonu Sokağa Çıkma Yasağının Genelgesi Yayınlandı
    Hafta Sonu Sokağa Çıkma Yasağının Genelgesi Yayınlandı
  • TEMİZLİK İŞLERİ BOŞ DURMUYOR
    TEMİZLİK İŞLERİ BOŞ DURMUYOR
  • Turgutlu’da karda mahsur kalanlar kurtarıldı
    Turgutlu’da karda mahsur kalanlar kurtarıldı
  • Yüksek kesimlerde kar yağışı etkisini arttırdı
    Yüksek kesimlerde kar yağışı etkisini arttırdı
  • Akut Başkanı Mahruki Turgutlu’da konferans verecek
    Akut Başkanı Mahruki Turgutlu’da konferans verecek
  • Şehit Şenol Kurudereli, dualarla yad edildi
    Şehit Şenol Kurudereli, dualarla yad edildi
Kasaba Medya
Cengiz Ergün Yankı’yı ziyaret etti
Cengiz Ergün Yankı’yı ziyaret etti

Bugün seçim çalışmaları kapsamında, Manisa’nın...

Mevlüt Bulut, Saadet Partisi’nin adayı oldu
Mevlüt Bulut, Saadet Partisi’nin adayı oldu

Manisa’nın Turgutlu ilçesi esnaflarından ve...

Komşularından Yunus Oğan’a tam destek
Komşularından Yunus Oğan’a tam destek

Cumhur İttifakı’ndan Turgutlu Belediye Başkan...

Manisa’ya dev yatırım! Birçok kişiye istihdam olacak
Manisa’ya dev yatırım! Birçok kişiye istihdam olacak

Türkiye’nin en önemli sanayi kentlerinden...

GÖKHAN YÖRÜYEN DEN TÜVTURK AÇIKLAMASI
GÖKHAN YÖRÜYEN DEN TÜVTURK AÇIKLAMASI

Manisa’nın Turgutlu ilçesi İzmir’in Kemalpaşa...

Zafer Partisi’nin Turgutlu adayı belli oldu
Zafer Partisi’nin Turgutlu adayı belli oldu

Turgutlu İlçesinin tanınmış avukatlarından Mehmet...

Başkan Ergün, Oğan’ı makamında ağırladı
Başkan Ergün, Oğan’ı makamında ağırladı

Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz...

Atatürk’ün Turgutlu’ya gelişinin 101.yılı kutlanacak
Atatürk’ün Turgutlu’ya gelişinin 101.yılı kutlanacak

–Cumhuriyetin kurucusu Ulu Önder Gazi...

Ören Türkiye şampiyonu
Ören Türkiye şampiyonu

Mustafa Ören vücut geliştirmede Türkiye...

Havai fişek denetimleri sıkılaştırılacak
Havai fişek denetimleri sıkılaştırılacak

TURGUTLU İlçesi’nde Patlayıcı Maddeler Kurulu,...

Hava sıcaklıkları 40 dereceye ulaşacak
Hava sıcaklıkları 40 dereceye ulaşacak

Meteorolojiden sıcaklık uyarısı Hava sıcaklıkları...

Turgutluspor’dan şampiyonluk yemeği
Turgutluspor’dan şampiyonluk yemeği

32 yıllık tarihinde ilk kez...

Sultanlar, Hazırlıklarını Aralıksız Sürdürüyor
Sultanlar, Hazırlıklarını Aralıksız Sürdürüyor

Ülke genelinde etkili olan kar...

DÜNDEN BUGÜNE  MESUT TÜFENKOĞLU   
DÜNDEN BUGÜNE  MESUT TÜFENKOĞLU   

Bazı insanlar varki bulundukları yerlerde,...

Watch Movie Online Spider-Man: Homecoming (2017)
Watch Movie Online Spider-Man: Homecoming (2017)

Spider-Man: Homecoming (2017) HD Director...

Kaymakam Turan, Genç Avukatı Yalnız bırakmadı
Kaymakam Turan, Genç Avukatı Yalnız bırakmadı

Manisa’nın Turgutlu ilçesinde geçtiğimiz günlerde...

DÜNDEN BUGÜNE ALİ ULVİ ÇİÇEK (GOL KRALI) 
DÜNDEN BUGÜNE ALİ ULVİ ÇİÇEK (GOL KRALI) 

1962 Yılında Turgutlu’da yeni mahallede...

Kasaba Medya
MUSTAFA KEMAL’İN CUMHURİYETİ’NDE DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ
MUSTAFA KEMAL’İN CUMHURİYETİ’NDE DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ
MUSTAFA KEMAL’İN CUMHURİYETİ’NDE DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ Araştırmacı-Tarihçi Özgür Karslı yazdı Mustafa Kemal Paşa’nın cumhuriyetin ilanından önce bir Fransız gazeteciye,Fransızca bilmesine rağmen çevirmen aracılığıyla verdiği demeç şöyledir:“ Ankara’ya varır varmaz Mustafa Kemal...
29 Ekim 2020 11:59
Font1 Font2 Font3 Font4

MUSTAFA KEMAL’İN CUMHURİYETİ’NDE DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ

Araştırmacı-Tarihçi Özgür Karslı yazdı

Mustafa Kemal Paşa’nın cumhuriyetin ilanından önce bir Fransız gazeteciye,Fransızca bilmesine rağmen çevirmen aracılığıyla verdiği demeç şöyledir:
“ Ankara’ya varır varmaz Mustafa Kemal Paşa’dan bir mülakat için müsaadede bulunmalarını rica ettim. Birkaç gün sonra Meclis’te celse esnasında bir subay, temsilcimiz Miralay Mojen’in büyük bir âlicenaplıkla bana yer gösterdiği siyasi ricale tahsis edilmiş mahalde, Paşa Hazretleri’nin kabinesinde beni beklediğini haber verdi. Mustafa Kemal Paşa, bütün eşyası bir kanepe iki koltuktan ibaret olan bu küçük odada elini masaya dayamış, ayakta duruyordu. Bana elini uzattı, oturmak için yer gösterdi ve bir sigara verdi. Nazikane bir tavırla beni dinlemeye hazır olduğunu hissettirdi. Derhal konuya geçerek Fransa’nın, bağımsızlığını kaybetmektense ölüme karar vermiş olan bir milletin azim ve gayretini nasıl muhabbetli bir alaka ile takip ettiğini hatırlattım. Mustafa Kemal Paşa:
-Türkler, memleketinizin muhabbetine itimat edebileceklerini bilirler. Her zaman Fransa, hürriyet için kahramanca mücadelede dünyaya misal teşkil etmiştir, dedi.
-Fakat, dedim, zatı asilanelerine itiraf ederim ki, son aylar zarfında Fransızların Türklere karşı hissiyatı daha az umumi idi. Türkiye’nin hasımları, vatandaşlarımın muhabbetini Türkiye’nin üzerinden çekip almaya çalıştılar. Ve evvela Türk hükümetinin, Türkiye’de mekteplerimizin, lisanımızın, nüfuzumuzun gelişmesine mani olacak tedbirler alacağını, sonra Türk milletperverlerinin güya yabancı düşmanı olduklarını ileri sürdüler. Bu iki nokta hakkında zatı asilaneleri bana açıklamada bulunabilirler mi? Mustafa Kemal Paşa bir saniye düşündü, gözleri uzaklara daldı, dedi ki:
-Mektepleriniz için bu biraz da eski bir hikâyedir. Fransız mektepleri, Türk milletine büyük hizmetler etmiştir. Biz, hepimiz Fransa’nın kültür menbaından içtik. Ben bile çocukken bir müddet bir Fransız mektebine gittim. Fakat bazen yabancı mekteplerinin vazife sınırlarını geçtiğini, rollerinden çıktıklarını, fenni olmayan propaganda gayeleri takip ettiklerini ve bunun için halkımızın Türk olmayan unsurlarına dayandıklarını gördük.
Bu ithamı derhal kaydettim:
-Bu şikâyet, belki bazı yabancı mektepleri için varit olabilir. Merzifon’daki Amerikan mektebini kapattığınız için kimsenin size bir diyeceği yoktur. Fakat, Türkiye’de bir Fransız mektebine karşı gerek siyasi, gerek dini herhangi bir propaganda isnat edildiğini bilmiyorum. Paşa hafifçe güldü ve cevap verdi:
-Fransız mekteplerinin çoğunluğu rahipler ve hemşireler tarafından idare edilmektedir. Şu halde, mesleki bir mahiyeti vardır. Dolayısıyla, dini bir propagandada bulunduklarından endişe edebiliriz. Bununla beraber, istiyoruz ki, mektepleriniz kalsın. Fakat, Türkiye’de bizim mekteplerimizin bile sahip olmadıkları imtiyazlara yabancı mekteplerinin sahip olması kabul edilemez. Müesseseleriniz, aynı sınıftaki Türk müesseselerine konulmuş olan kanun ve nizamlara riayet ettikçe baki kalabilir. Zaten bu mesele, Ankara delegeleri ile Fransız temsilcileri arasında müzakere edilmiş ve esaslı prensipler üzerinde anlaşma hasıl olmuştur.
Bu sırada sessizlik oldu. Mustafa Kemal Paşa, sıcaktan başındaki astragan kalpağı çıkardı. Karşımda büsbütün başka bir adam gördüğümü zannettim. Sarışın ince saçları, kalpak altında göremediğim geniş ve ortaya çıkmış alnını açık bırakıyordu. Kendi kendime karşımda bir Türk mü, yahut bir slav mı mevcut olduğunu düşündüm. Yavaş yavaş evvela bilerek kapalı duran bu çehre canlandı, sesteki titreşimler değişti, Paşa devam etti:
-İkinci, yabancı düşmanlığı noktasına gelince: Şu bilinsin ki, biz yabancılara karşı herhangi hasmane bir his beslemediğimiz gibi, onlarla samimane münasebetlerde bulunmak arzusundayız. Türkler bütün medeni milletlerin dostlarıdır. Yabancılar memleketimize gelsinler; bize zarar vermemek, hürriyetimize müşkülat çıkarmaya çalışmamak şartıyla burada daima iyi kabul göreceklerdir. Maksadımız yeniden yakınlık kurmak, bizi başka milletlere  bağlayan bağları artırmaktır. Memleketler muhteliftir, fakat medeniyet birdir ve bir milletin ilerlemesi için de bu yegane medeniyete iştirak etmesi lazımdır. Osmanlı İmparatorluğu’nun düşüşü, Batı’ya karşı elde ettiği muzafferiyetlerden çok mağrur olarak, kendisini Avrupa milletlerine bağlayan bağları kestiği gün başlamıştır. Bu bir hata idi, bunu tekrar etmeyeceğiz.
            Bu maksatlardan, Fransa’da pek memnuniyetlerle malum olacak şey, siyasetimizin, ananelerimizin, menfaatlarımızın  bizi fikir ve eğilim itibarıyla bir Avrupa Türkiye’si, daha doğrusu Batı’ya yönelmiş bir Türkiye arzu etmeye meylettirmesi olacaktır.
            Şüphe mi ediyorsunuz? Fakat siz, tarihimizi nazarı itibare almalısınız. Türklerin asırlardan beri takip ettiği hareket, devamlı bir istikamet muhafaza etti. Biz daima Doğu’dan Batı’ya doğru yürüdük. Eğer bu son senelerde yolumuzu değiştirdikse, itiraf etmelisiniz ki, bu bizim hatamız değildir. Bizi siz mecbur ettiniz. Ricat sonradan ve ister istemez oldu. Tasdik etmelisiniz ki, doğuda ikametgâh seçmeye mecbur olduğumuz için, ırkımızın beşiği ile alakadar olması itibariyle mümkün olduğu kadar batıda bir ikametgâh seçtik. Fakat vücutlarımız Doğu’da ise fikirlerimiz Batı’ya doğru yönelik kalmıştır.
            Memleketimizi asrileştirmek istiyoruz. Bütün mesaimiz Türkiye’de asri, dolayısıyla Batılı bir hükümet vücuda getirmektir. Medeniyete girmek arzu edip de, Batı’ya yönelmemiş millet hangisidir? Bir istikamette yürümek azminde olan ve hareketinin ayağında bağlı zincirlerle müşküle sokulduğunu gören insan ne yapar? Zincirlerini kırar, yürür.
            Fakat ortaya çıkan vakalar, Türkiye’nin kayıtsız şartsız bağımsız hâkimiyetine sahip olması neticesine vardı. Bundan sonra memleketimize gelecek yabancılar, samimiyetle bizi hüküm ve esaretlerine almaktan feragat ederlerse, iyi kabul göreceklerdir. İlga edilen kapitülasyonlar, Türk milletinin bir hezimeti neticesi değildi. Bu, Türkiye’ye zorla kabul ettirilmiş bir boyunduruk değil, padişahlarımızın birkaç yabancı devlete büyük bir lütuf ve mürüvvetle takdim ettikleri bir hediye idi. Devletler bu hediyeden aleyhimize istifade ettiler. Kapitülasyonlar, memleketimizi fakirleştirdi, harap etti. Eğer yabancı düşmanlığından, o kadar pahalı elde edilen bir bağımsızlığa halel verecek her şeyden nefret manası çıkarılıyorsa, evet, bizim yabancı düşmanı olduğumuz söylenebilir. Size açıkça söyledim ve sonuna kadar açık sözlü olacağım. Henüz emniyetimiz yerinde değildir, evvelce Türkiye’de yabancı teşebbüslerinin, yabancı maksatlarının bize telkin ettiği endişeler tamamen yok olmuş değildir. Eğer bazen ihtiyatkâr hareket ediyorsak, ifrat derecede şüpheli davranıyorsak, bize çok pahalıya mal olan hürriyetimizi kaybetmek hususundaki korkumuzdandır. Bu hürriyetin bir küçük kısmını sakat etmektense, hepsini birden feda etmeyi tercih ederiz.
            Bu son sözler nazarı dikkatimi çeken bir samimiyet ve azimle söylendi. Mustafa Kemal Paşa, yeni bir soru bekliyordu. Dini mesele karşısında aldığı tavır ve hareketi bizzat tarif etmesini dinlemek merakında idim. Bu vadide alınan bazı tedbirlerden ne maksat takip edildiğini izah etmesini rica ettim.
            -Aldığımız bütün tedbirler bir cümle ile özetlenebilir: Milli hâkimiyeti ilan ettik. Kelimeler üzerinde oynamayalım. Bugünkü Türk hükümeti az çok cumhuriyettir. Bu bizim hakkımızdır, fenalık nerede? Menşelerimizi hatırlayınız. Tarihimizin en mesut devresi, hükümdarlarımızın halife olmadıkları zamandır. Bir Türk padişahı hilafeti her nasılsa kendisine mal etmek için nüfuzunu, itibarını, servetini kullandı. Bu, sırf bir tesadüf eseridir. Peygamberimiz, tilmizlerine dünya milletlerine İslamiyeti kabul ettirmelerini emretti; bu milletlerin hükümeti başına geçmelerini emretmedi. Peygamberin zihninden asla böyle bir fikir geçmemiştir. Hilafet demek, idare, hükümet demektir. Hakikaten vazifesini yapmak, bütün Müslüman milletlerini idare etmek isteyen bir halife, buna nasıl muvaffak olur. İtiraf ederim ki, bu şerait dahilinde beni halife tayin etseler, derhal istifamı verirdim.
            Fakat tarihe gelelim, hakikatleri inceleyelim. Araplar Bağdat’ta bir hilafet tesis ettiler, fakat Kurtuba’da bir hilafet daha vücuda getirdiler. Ne Acemler, ne Afganlılar, ne Afrika Müslümanları, İstanbul halifesini asla tanımadılar. Bütün İslam milletleri üzerinde ulvi ruhani vazifesini yerine getiren yegâne halife fikri, hakikatten değil, kitaplardan çıkmış bir fikirdir. Halife, hiçbir zaman Roma’daki Papa’nın Katolikler üzerindeki kuvvet ve iktidarını gösterememiştir.
            Son ıslahatımızın sebep olduğu eleştiriler, hakiki olmayan, vehmedilmiş bir fikirden, İslam birliği fikrinden ilham almaktadır. Bu fikir asla hakikat olmamıştır.
            Biz halifeyi eski ve muhterem bir ananeye hürmeten yerinde bıraktık. Halifeye hürmetimiz vardır; gerek kendi, gerek ailesinin ihtiyaçlarını temin ediyoruz. İlave edeyim ki, İslam âleminde Türkler halifenin maddi ihtiyaçlarını fiilen temin eden yegâne millettir. Dünya çapında bir hilafeti destekleyenler, şimdiye kadar her türlü iştirakten kaçınmışlardır. O halde, ne iddia ediyorlar? Yalnız Türkler bu müessesenin yüküne tahammül etsinler ve yine yalnız onlar halifenin hâkimane nüfuzuna riayet etsinler…Bu iddia aşırıdır.
            -Şu halde yeni Türkiye’nin siyasetinde dine aykırı hiçbir eğilim ve mahiyet olmayacak demek?
            -Siyasetimizi dine aykırı olmak şöyle dursun, din bakımından eksik bile hissediyoruz.
            -Zatı asilaneleri düşündüklerini bendenize daha iyi izah buyururlar mı?
            -Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum. Şuura muhalif, ilerlemeye mâni hiçbir şey ihtiva etmiyor. Halbuki, Türkiye’ye bağımsızlığını veren bu Asya milletinin içinde daha karışık, suni, batıl inançlardan ibaret bir din daha vardır. Fakat bu cahiller, bu âcizler, sırası gelince aydınlanacaklardır. Onlar eğer aydınlığa yaklaşamazlarsa, kendilerini mahv ve mahkûm etmişler demektir. Onları kurtaracağız.”[1]
            Mustafa Kemal, cumhuriyet ilan edilmezden önce ve sonra, yerli ya da yabancı gazetelere verdiği demeçlerde; yeni cumhuriyeti ve onun uygulamalarını savunan düşüncelerini açıklıkla ifade etmiştir. Ona göre cumhuriyet, düşünce özgürlüğü taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak koşuluyla her düşünceye saygı gösterilir. Her kanaat saygıdeğerdir.
            Memleket mutlaka uygar ve yenilikçi olacaktır. Bizim için bu, yaşam davasıdır. Bütün fedakârlığımızın meyve vermesi buna bağlıdır. Türkiye’de yeni düşüncelerle donanmış namuslu bir yönetim olacaktır. Saf halk kitlesi yeniliğin taraftarıdır. Halkta bu potansiyel yüksektir. Yeni cumhuriyetin icraatlarında hiçbir zaman engeller halktan gelmeyecektir. Çünkü halk mutlu, bağımsız, zengin olmayı istemektedir. Gerici düşünceler besleyenler belli bir halk sınıfına dayanabileceklerini sanıyorlarsa yanılmaktadırlar. İlerleme yolumuzun önüne dikilmek isteyenleri ezip geçtiğimiz gibi yenilik vadisinde duracak değiliz. Dünya müthiş bir hareketle ilerlerken biz bu uyumun dışında kalamayız. Cumhuriyetimiz sanıldığı gibi zayıf değildir. Cumhuriyet bedavaya da gelmiş değildir. Bunu kazanmamız pahalıya mal olmuştur, çok kan dökmek zorunda kaldık. Gerektiğinde kurumlarımızı savunmak için aynı özveriyi tekrar gösterebiliriz…[2]

KAYNAKLAR:
1)Atatürk’ün Bütün Eserleri, C.16, Yay. Haz.: Şule Perinçek ve Diğerleri, İstanbul, Kaynak Yayınları, 2005.

[1]Atatürk’ün Bütün Eserleri, C.16, s.s.147-150[2]Atatürk’ün Bütün Eserleri, C.16, s.s.172-173


Bu haberler ilginizi çekebilir!
Yukarı Geri Ana Sayfa